Bebeğin Gelmesi ve Kasılmalar

Birinciden dahp kısa olan ikinci safhada çok değişik hisler du­yarsınız. Bu devre birinci çocuk için bir saat, ikincisi için 15 - 30 da­kika sürer. Dışarı atılmanın başında, rahim kasılmaları çok sıktır (her 2-3 dakikada bir) ve uzun sürer (1 dakika). Kasılmaların çocu­ğa yaptığı basınçla, içinizde tuvalete gitmek ister gibi bir his uya nır. Bu çok normal bir olaydır. Şimdi çocuğu itmesinde rahime yar­dımcı olmanız gerekir. Kuvvetinizi iyi idare ettinizse iş kolaylaşır. Ço­cuk tamamen inip yolun sonuna gelince basende büyük bir ağırlı­ğın varlığını hisseder ve ne olursa olsun ondan kurtulmayı istersi­niz. Baseni kapatan kaslara basınç yapan çocuğun başıdır. Çocu­ğun başı göründüğünde basınç fazlalaşır, vücudunun diğer kısımla­rı kendiliğinden çıkar. Çocuğunuz doğmuştur. Uyanıksanız sesini duyarsınız. O an duyduklarınızı yazmak çok zor: Gururla karışık de­rin bir memnuniyet. Dokuz aydır taşıdığınız çocuk artık yanınızdada-dır. Harcadığınız büyük güçten ötürü yorgun düşersiniz. Karmakarı­şık duygular içinde bulunursunuz. Gözlerinizi kapamak, uyumak is­tersiniz, o artık yanınızdadır.

Dışarı atılma Neler oluyor?

Şimdi çocuğun geçtiği yolları inceleyelim, böylece çıkışına na­sıl yardımcı olabileceğinizi daha iyi anlamış olursunuz. Rahim boy­nunun tamamen açıldığı ve su kesesinin yırtıldığı yerde kalmıştık. Çocuk vaginaya inmeye başlar

Genişleme bittikten sonra rahim, yaptığı işin yorgunluğunu gi­dermek için biraz durur. Sonra yeniden kasılır, çocuğu sıkıştırır ve iter. Bu arada siz de itme ihtiyacı duyarsınız. İtişiniz çocuğun doğu­muna yardımcı olur. Nasıl olur bu yardım? Önce derin bir soluk ala­caksınız, göğüsle karın arasındaki diafram aşağıya iner. Sonunda bir süre soluğunuzu tutacak (Soluk alma, 1, a), sonra karın kaslarınızı kasacaksınız. O zaman ne olur? Rahim, yukarıdan diafram, önden ve arkadan karin kasları ile sıkıştırılmış olur. Bu iki hareket çocu­ğun üzerindeki basıncı artırır. Sizinki isteyerek, rahiminki ise elde ol­mayan bir kasılmadır. Basıncın etkisi ile çocuk yaginadan ve vulvadan geçip açık havaya çıkacaktır.

Çocuk geçerken çevresini mümkün olduğu kadar genişletir. Ta­biat burayı çok esnek yaratmıştır. Bir yandan kendi salgıları, diğer yandan akan sularla çok kaygan hale gelmiştir.

Fakat yolculuğun sonunda, çocuğun yapacağı daha iki iş kalır. Önce kemikli baseni aşması, sonra da yumuşak baseni ve kasları geçmesi gerekir. Kemikli baseni kolayca geçmesi için bazı hazırlık­lar yapar. Başını geçeceği yere göre ayarlar ve şekil alır. Zeytin ör­neğini hatırlayın. Çocuk 45 derece kadar döner, çünkü çıkış yeri gi­riş gibi değildir.

Şimdi çocuğun başı kemikli basenden çıkmaktadır. Kuyruk so-kumundaki kemikler de onun geçişi için açılırlar. Baş, apış arasının esnek fakat direnç gösteren duvarına gelipj dayanır. Her kasılmadan sonra çocuk buraya daha çok basınç yapar ve vulvayı açılmaya zorlar. Bu aynen, dar boğazlı bir kazaktan başını geçirme­ye çalışan kişinin durumuna benzer. Her itişten sonra apış arası çı­kıntı yapar, uzar, 5 cm’den 15 cm’e kadar genişler. İşte bu sırada, yukarıda bahsettiğimiz büyük ağırlığı ve şiddetli basıncı hissedersi­niz. Dokular son derece uzamış, kopacak gibi bir hal almıştır. Ba-zan apış arasında ufak bir yırtılma da olabilir (yırtılmanın anüse ka­dar yayılmasını önlemek için doktor gerekirse anestezi yaparak, son­radan rahatça dikebileceği ufak bir kesik yapar. Bu kesik, zigzag bir yırtılmadan daha kolay kapatılabilir, buna EPİZOTOMİ denir).

Böylece vulva açılır, her itişten sonra çocuğun başı daha be­lirli bir şekilde dışarı çıkmaya başlar. Doktor şimdiden çocuğunu­zun saçlarının rengini görmektedir. Eğer baygın değilseniz size de söyler. Baş yavaş yavaş dikleşir, vulva açılmada son haddine var­mıştır. Çocuğun alın, burun ve çenesi gözükür. Baş tamamen çık­mış, yüz yatağa dönüktür. Sonra, doktor çocuğun omuzla­rını çıkarmak için onu yan çevirir. Şimdi bebek yatağa dik durmak­tadır. Vücudunun diğer kısımları da daha küçük çapta ve yumuşak olduğu için kolaylıkla başın geçtiği yerden geçerler. Vücut ve sonra bacaklar çıkar. Çocuk doğmuştur.

Dışarı atılma 3. Ne yapmanız gerekir?

En fazla bu devrede çocuğunuzun doğumuna yardımcı olabilir­siniz.

İlk sahnede kendinizi yormamışsanız, yardımınız daha kolay olur. Biraz yukarıda, rahimin çocuğu dışarı atmak için yaptığı eliniz­de olmayan kasılmalara yardımcı olarak sizin isteyerek yaptığınız di-afram ve karın kasları kasılmasının ne şekilde olduğunu görmüştü­nüz. Bu iki hareketi birbirine uydurmak için şu şekilde hareket edin:

Bir kasılma yaklaştığında: İtmek için en iyi şekli alın. Sırtüstü atıp, bacaklar bükülmüş, dizler karına çekilmiş, kalçalar iyice açıl­mış, vücudun ağırlığı kaba etlere yüklenmiştir. Apış arası en rahat şekildedir. Bu sıra derin bir soluk alın.

Kasılma anında: Ağız kapalı, göğsü şişirmek için derin soluk alın. Bir süre soluğunuzu tutun ve karın kaslarını kasın. Böylece ço­cuğu öne doğru daha fazla itmiş olursunuz. İtmeye yardımcı olması için iki elinizle baldırınızı tutup kendinize çekebilirsiniz  Bu arada başınızı da göğsünüze doğru eğebilirsiniz.

Kasılma süresince soluğunuzu tutamazsanız ciğerlerinizdeki ha­vayı ağızdan boşaltın, hemen biraz daha hava alıp yeniden soluğu­nuzu tutun ye itmeye devam edin.

Kasılma geçince: Büyük bir güç harcadığınız için derin derin soluk alıp vermeniz gerekir.

İki kasılma arasında: Kaslarınızı gevşetip güç toplamanız ve nor­mal soluk almanız gerekir. Bacaklarınızı ve kollarınızı uzatın ve ra­hat edin.

Bu hareketleri doğru yaparsanız, rahimin çocuğu dışarı atma­sına büyük çapta yardım etmiş olursunuz. Yaınızda doktor veya ebe, çocuğu santim santim izlemektedirler. Ne zaman itip ne zaman ra­hat edeceğinizi onlardan öğrenebilirsiniz. 10 -12 büyük kasılmadan sonra çocuğun başı vulvadan geçmek üzere iken doktor artık itme­nizi istemez. Niçin? Çünkü itmeye devam ederseniz baş çok çabuk çıkar ve apış arasını yırtabilir.

İtmemek için ağzınızı açın ve ağızdan solumaya devam edin. Önceki durumda olduğu gibi ayaklar karına bükülmüş, kalçalar açık fakat başınız yastıkta ve elleriniz boş kalacaktır. Böylece hiç bir güç harcamadan rahatça yatarsınız.

Doğum Anında Neler Yapılmalıdır?

Doğumun bu ilk döneminde şu iki hareketi yapmanız önemlidir: Soluk almak ve gevşemek.

Soluk olmak: Bir kas gerildiği zaman, yani çalıştığında oksijen harcar. Ne kadar çok kasılırso o kadar çok oksijen yakar. Kaldı ki rahim hummalı bir çalışmaya girmiştir. Ona gerekli oksijeni yetiş­tirmeniz çok önemlidir. Bu arada çocuğunuza da oksijen gereklidir. Onun için tek çare iyi soluk almaktır.

Gevşemek: Şu üç nedenle önemlidir:

Uzanmak ve gevşemek vücudun bütün kaslarının rahatlaması-dır. Gevşeyen kaslar oksijen yakmazlar. Uzanmakla çocuğun ve rahimin faydalanacağı bir oksijen ekonomisi yapmış olursunuz.

 Rahim kasılmaları elde olmayan, isteyerek yapılmayan hareket­lerdir. Bunu siz yapmadığınıza göre, ağrısını azaltmaya çalışın. Bu anda rahim ne yapar? Yukarıda gördüğünüz gibi (Genişle­me II) rahim, boynu açmak için düzenli bir şekilde kasılır. Ge­nişleme tamamlanıncaya kadar boyun da açılacaktır. Eğer an­ne de kendini kasarsa, açılmak istemeyen boyun daha da da­yanacak, sonuç ıstırap ve ağrı olacaktır. Bunu anlatmak için meşhur doktor Read idrar torbasından bahsediyor: Rahim gibi idrar torbası da bir boyunla kapalıdır. Bu boyun gevşer, idrar kesesinin çevresi kasılır ve idrar dışarı atılır.

Fakat bu sırada idrarınızı tutmak isterseniz, idrar torbasını ka­payan boynun açılmasını önlemek için kasılırsınız. Bu rahatsız durum biraz sonra sancılı bir hal alır ve uzarsa tutulamaz du­ruma girer. Ancak idrar torbası boşalınca ağrı kesilir.

Bundan ötürü genişlemede, tabiata karşı gelmemek için tama­men rahat bir şekil alın. Çocuğu itmek için hiç bir güç harca­mayın. Doğuma yardım etmez, ağrıyı artırırsınız. Kasılmanın ge­leceğini hissettiğiniz an büzülmeyin. Kasılmaya karşı sizi büzül­meye zorlayan bir çeşit refleks meydana gelir. Bu refleksle mü­cadele edin. Bir boksör darbelerden korunmak için büzülür. Siz tersini yapın, gevşeyip uzayın ve darbenin geçmesini bekleyin. Böylece genişleme daha acısız ve ağrısız geçer. Read şöyle di­yor: «Kasılan kadında rahim boynu da kasılır, uzanıp gevşeyen kadında rahim boynu gevşer.

Vücudunuzu serbest bırakmanın diğer önemli bir nedeni vardır. Genişlemenin sürdüğü 6 - 7 saat içinde kendinizi sıkar, gerek­siz güç harcar, bunun işi daha kolaylaştıracağım zannederse­niz devrenin sonunda halsiz kalır, tam çocuğun dışarı atılacağı zaman gerekli olan yardımınızı sağlayamazsınız

Ne zaman soluk almalı, ne zaman gevşemeli?

Başta kasılmalar zayıf, aralıklı, çok hafif hissedilir ve düzensiz­dirler. Sizi pek rahatsız etmezler. Üstünde durulmaz, fakat yine de bu olayları bir yere not etmek gerekir. Son hazırlıkları yapıp gitme­ye hazır olunca bir kitap alın ve uzanın. Sizden istenen sadece ya­vaş ve derin soluk olmanızdır. Soluğunuzu, genişleme düzenli bir şekle girince, her 5-6 dakikada bir 40-50 saniye sürmeye başladı­ğı zaman iyice ayarlayacaksınız.

Bir kasılma yaklaştığı zaman: Derin soluk alın. İleride «Soluk al­ma» bölümünde bunu göreceksiniz.

Kasılma anında: Kendinizi tamamen serbest bırakın. Hafif so­luk alın, derin soluk göğüs kafesi ile karnı ayıran zarın (diafram) rq-hime basınç yapmasına, böylece onun daha da kasılmasına sebep olur.

Kasılma geçince: Karın ve göğüsle derin soluk alıp verin.

İki kasılma arasında: Dinlenin ve yeni bir kasılmaya kadar nor­mal soluk alın.

Yeni bir kasılma yaklaştığında yeniden başlayın. Kasılma anın­da en iyi şekil hangisidir? Şekil 38′de gösterildiği gibi sağınıza ve­ya solunuza dönüp yatın. Bu durum kasların gevşemesini sağlar. Doğumevinde belki de yardımcı olması bakımından size oksijen ve­rilir. Dağ havası alıyormuş gibi derin solukla ciğerlerinizi doldurun.

Genişleme sonunda bazı kadınlarda, kuyruk sokumunun üzerin­de ağrılar görülür. Sizde de böyle olursa, yanınızda kim varsa on­dan ağrıyan yeri oğmasını isteyin. Eğer yalnızsanız yana dönüp bu işi siz yapın.

Doğum Nasıl Gerçekleşir? Neler Yapmamız Gerekir

 İlk kasılmaların duyulduğu ana gelelim. Bu hareketi başlatan ne diye sorarsınız belki? Ositosin hormonu. Son’un çıkardığı diğer hormonlar kaybolduğu zaman bu hormon ortaya çı­kar. III. Bölümde gördüğünüz gibi son, hamileliğe yararlı hormonlarıçıkartır. Bu hormonlar doğacak çocuğun gelişmesi tamamlandığı za­man kesilirler. Ositosin etkisiyle rahim kasılmaya başlar. Rahim bü­tün kaslar gibi uzun liflerden meydana gelmiştir: Lifler kasıldığında —ki en belirli özellikleridir— kısalırlar. Rahim, içindekinin üzerine kapanıp sıkışır. Bir meyvenin çekirdeğini dışarı atmak istemesi gibi çocuğu atmak ister. İlk kasılmalar çocuğu atamaz, çünkü çocuğun çıkacağı yol henüz kapalıdır.

Fakat her keresinde çocuğu ileri iter, yavaş yavaş açılan boyuna sokmaya çalışırlar. Her kasılışta sıkışan lifler rahim boynunu yukarı doğru çekerler. Tekrarlanan çekişlere boyun pek dayanmaz, çünkü hamilelikte rahim gibi o da, kendisini yumuşatan değişikliklere uğra­mıştır. Yavaş yavaş uzunluğunu yitirir, yassılır ve rahimle birleşir. Böylece boyun «silinmiş» olur. Bazen boyun 3-4 mm. ça­pında rahim deliğini kapayan esnek bir halka gibidir. Şimdi gerçek genişleme başlayacaktır. Genellikle bu sıra boynu kaplayan jelatinli tıpa dışarı atılır ve beyaz, hafif kanlı bir akıntı gelir. Neden kan ge­lir diyoruz? Çünkü kasılma ile çocuğu saran zarlar boyun kısmında yırtılmış ve inca kan damarlarından birkaçı kopmuştur. Bu sıvı akar­ken vaginayı kaygan hale getirir, çocuğun rahat geçmesini sağlar.

Kasılmalar sıklaşmış, her keresinde açılan delik biraz daha bü­yümeye başlamıştır. Genişleme yalnız kasılmalarla olmaz. Açılan boy­nun kenarlarına zarların bir kısmı girer ve sağdan soldan çocuğu iterler. Bu zarlar ve içindeki amniotik sıvıya «su kesesi» adı verilmiştir. Her kasılma ve itişte çocuk biraz daha ilerler.

Aslında rahim yolunun 2 mm.’den 11 cm.’e kadar açılması ve çocuğun başının geçebilmesi için saatlar geçer. Genişleme çok ya­vaş ilerler. Genişleme bitince çocuğun geçişini zorlaştıran birinci en­gel kalkmış demektir. Yol açıktır. Bu arada çocuğu kaplayan zarlar yırtılır. Renksiz bir sıvı vaginaya akar. Böylece ikinci engel de or­tadan kalkmış olur.

Çocuk başını yırtılan yere sokar. İşin ikinci sahnesi, çocuğun dışarı atılması ve doğumdur. İşte sizin içinizde cereyan eden olaylar bunlardır. Şimdi olayları daha iyi izleyecek, ne yapa­cağınızı daha iyi anlayacak ve size anlatacaklarımızı daha iyi kav­rayacaksınız.

Doğumevi yada Hastaneye Varış

Gitme zamanı gelmiştir. Doğum evine gidiş, çok sakin olmalı­dır. Sizin ve bebeğin bavulları hazırdır; içinde eksik var mı diye ba­kılacak zaman değildir. Kocanız veya anneniz eksiklerinizi sonradan getirebilirler. Arabada şoföre hızlı gitmesini söylemeyin.  «Arkanıza dayanın ve rahat edin.» Bu yazıyı getirin gözlerinizin önüne.

Kliniğe veya doğum evine geldiniz. Bir hemşire sizi odanıza ve­ya ilk muayenenin yapıldığı yere götürür. Servisin ebesi doğumun durumunu anlamak için muayene eder, rahim boynunun açıklığına göre doğumun saatini söyler.

Hastane veya klinikte candan bir karşılama beklemeyin. Genel­likle doğum için gelen kadınlar çok iyi karşılanır. Fakat muayene ve müşterilere gerekeni yapmak için uğraşan hemşire veya ebeler, onların moralleriyle pek ilgilenmezler. Onun için size soğuk gibi ge­len karşılamayla etkilenmeyin. Sizin için en önemjisi bakımınızın iyi olmasıdır.

Şimdi artık rahatça yerleştiniz (*). Genişlemede neler yapacağı­nızı unutmayın. Düzenli aralıklarla ebe gelip sizi kontrol eder, ge­rektiği zaman da sizi doğum odasına götürür (**).

Doktora ya da hastaneye ne zaman gidilmelidir?

Kasılmaları hissettiğiniz an aralıklarını ve sürelerini bir yere ya­zacaksınız. İlk çocuğunuzu bekliyorsanız, kasılmaları her 10 dakika­da bir hissetmeden kliniğe gitmenize lüzum yoktur. İkinci çocukta genişleme daha çabuk ^.olduğundan, kasılmalar düzenli bir durum gösterdiği an, aralıkları ne olursa olsun, derhal hastaneye veya doktora koşun.

Fakat daha başlangıçta sular geldiyse yine derhal hastaneye gide­ceksiniz. Su kesesinin erken yırtılması merak edilecek bir durum de­ğildir, fakat gecikmeksizin mikroplara karşı gerekli tedbirlerin alın­ması uygun olur.

Vagina yolu ile gelecek olan mikroplara kapı açılmıştır. Onun için su kesesi yırtıldığında ne duş ne de banyo yapmak doğru değildir.

Doktorunuz, son muayenelerde, kliniğe gitmeden önce telefon etmenizi veya geldiğiniz an hastaneden kendisine bildirileceğini söyler. Daha kliniğe gitmek İçin zamanınız vardır: İlk çocuğunuz ise geniş­lemenin tamamlanması için 6 - 7 saat var demektir. Zamanında git­mek için yavaş yavaş bütün tedbirlerinizi alabilirsiniz. Taksinin için­de doğan çocuk sayısı çok azdır.

Doğum Belirtileri

                                               Kesin doğum olacağı zaman belli belirtriler verilir.

Başta hafif olan kasılmaların düzenli bir şekilde olması ve git­tikçe daha uzun sürmeye başlaması çocuğunuzun doğuma hazırlan­dığını haber verir. Tersine düzensiz, süresi ve aralıkları artmayanlar aldatıcı kasılmalardır ve bir, iki saat içinde kaybolurlar. Doğum bel­ki birkaç gün, belki de birkaç hafta sonra olacaktır. Aldatıcı kasılma­lar çok mu görülür? Oranları % 10- 15′tir. Fakat kasılmaları düzenli bir şekle girmesini beklemeden emin olmak için ikinci bir nokta

vardır: İlk kasılmalardan sonra görülen küçük bir olay doğumun baş­ladığını haber verir: Jelatini!, beyazla sarı arası hafif kanlı bir akıntı görülür. Bu, rahim boynunu kapayan mukozanın dışarı atılmasıdır. Artık doğum başlamış, genişleme hareketi ilk adımını atmıştır. Onun için doktorun bir sorusu da şudur: «Akıntı görüldü mü?»

Biz şimdi yine kasılmalara dönelim. Birkaç saat sonra bunlar sıklaşır. Kaç saat sonra? Bu çok değişir, kasılmaların şiddetine, ka­rın kaslarının gücüne ve sinirlere bağlıdır. Sonunda kasılmalar her 5 dakikada bir gelir ve bir dakikadan fazla sürer. Toplamları 12′yi —bazan da 20′yi— bulunca doğumun en uzun ilk devresi olan ge-nişjeme biter. Bir saat sonra çocuğunuz yanınızda olacaktır. Geniş­leme sırtta, kuyruk sokumu hizasında şiddetli bir ağrı ile sona erer. Bu ilk devrenin sonunda rahimden sular gelir. Vaginadan bol mik­tarda veya azar azar öncekine oranla daha sulu ve kansız bir sıvı akar. Bu, çocuğu saran torbanın içindeki amniotik sıvıdır.

Biz burada alışılmış bir senaryo anlattık. Fakat olaylar her zaman bu sırayı izlemez. Bazan daha işin başında kasılmalar sıklaşır ve aralıkları 10 dakikaya iner. Bazan rahim boynunu kaplayan mu­koza, daha ilk kasılma duyulmadan dışarı atılır. Bazan da sular ge­nişlemenin başında ortaya çıkar.

Sizde son iki durumdan biri görülürse, doğumun başlayacağını bir an önce bilmeniz bakımından avantajlı sayılırsınız.

DİKKAT: Kasılmaların başladığı andan başlıyarak bir şey ye­meyin veya çok hafif yemek yiyin. Mideniz dolu olur ve anestezi ge­rekirse kusabilirsiniz. Diğer yandan çay, kahve, meyva suyu gibi şey­ler içebilirsiniz.

Doğum Başlarken Neler Hissedersiniz

Bir gün veya bir gece, böbreklerin hizasında bir çimdiklenme ve­ya ufak bir kramp duyarsınız. Sonra bu çabucak geçer. 20 - 30 daki­ka sonra yeniden bir çimdiklenme olur, birkaç saniye sonra o da geçer. Bu aralarda başka şey hissedilmez. Çimdiklenmelerin 3-4 ke­re tekrarından sonra artık «zannederim zamanı geldi» diyebilirsiniz. Dokuz aydır beklediğiniz an gelmiştir. Birkaç saata kadar bebek or­taya çıkacaktır. Belki de, artık sizin dostunuz olan kitabınızı alacak ve bu belirtilerin gerçekten başlangıç olup olmadığını araştıracaksı­nız. Öyle ise şunu iyi okuyun:

Bu küçük çimdiklenmeler rahim kasılmalarını gösterir. Bunu ken­diniz de kontrol edebilirsiniz. Kasılma sırasında elinizi karnınıza ko­yun. Birkaç saniye sürdüğü için gerekli zamanınız vardır. O zaman kamınızın sertleştiğini, rahimin kasılmalara başladığını anlarsınız. Bu tıpkı kol kaslarınızı sıkıp sertleştirmeniz gibidir.

Olayın aldatıcı olmadığını iyice anlamak için kasılmaların bir­çok kere tekrarlanması ve bazı belli özelliklerin varlığı gereklidir!*). Onun için bu kasılmaları büyük bir titizlikle izleyeceksiniz. Başlan­gıçta bunlar hafif ve aralıklı olur, 20 - 30 dakikada bir gelir ve 10 -15 saniye sürer. Ağrısızdırlar, fakat annenin anlaması için yeteri kadar keskindirler. Başta her zaman düzenli değildir bu kasılmalar, fakat iki saat kadar sonra çok düzenli ve güçlü bir hal alır, her 15-20 da­kikada bir gelmeye başlar. Bir saat sonra da her 10 15 dakikada bir gelip 30-40 saniye sürer ve bir saat dakikliği içinde devam eder. Böylece bunun aldatıcı bir uyarı olmadığını anlamış olursunuz. Kont­rol için elinize bir saat alın, ne kadar arayla geldiğini ve süresini not edin. Doktorunuza telefon ederseniz size ilk soracağı soru şudur: «Sancılarınız ne kadar arayla geliyor ve ne kadar sürüyor?»

Sırtınızda ve karnınızın alt kısmında hissettiğiniz sancılar ayba-şt sırasındaki sancıları andırabilir. Buna şaşmamak gerek, çünkü iki­si de aynı nedenden ortaya çıkar, Rahim, içindekini dışarı atmak için kasılır. Aybaşı devresinde aşılanmamış ovülü, doğumda da bebeği atmaya çalışır.

Bir iki saat sonra kasılmalar her 10 dakikada bir olur. Önceleri 30 - 40 saniye sürerken sonraları 50 saniye, nihayet bir dakikaya çı­kar. Sancılar sırtın ortasından çıkar, iki dala ayrılıp kalçalara yayılır ve karında birleşip vücudu bir kemer gibi sıkar. Korkmayın, tabii bu sanalar sizi rahatsız edecektir, fakat bunlar kadınlara ve doğuma göre değişir. Sizi en çok ürküten sancı sorununu ileride ayrıca gö­receğiz.

Doğumun Başlalangıcı

Şimdi sekiz aydan beri —belki de dokuz— çocuğunuzu bekliyor­sunuz. Onu her gün biraz daha hissediyorsunuz. Midenizi sıkıştırı­yor, göğüs boşluğuna basınç yapıyor ve görünüşünüz günden güne değişiyor. Merdivenleri daha yavaş çıkıyorsunuz, çünkü soluğunuz hemen kesiliyor. Yemeklerden sonra uzanmanız gerekiyor, çünkü sindirimde zorluk çekiyorsunuz ve her gün biraz daho. genişlediğiniz için elbiselerinizi biraz daha açmanız, genişletmeniz gerekiyor.

Sonra bir sabah, elbisenizi giyerken birden onun sizi daha az sıktığını hissediyorsunuz. Yemekten sonra sindirim daha kolay olu­yor, daha iyi soluk alıyorsunuz. Üzerinizden büyük bir yük atmış gi­bisiniz. Şimdi bu ağırlığı karnınızın altında hissediyorsunuz. Zaten ay­nadan da bunu görmek mümkün. Bacaklarınız biraz ağırlaşmış, tuva­lete gitmek ihtiyacı beliriyor. Ne oluyor diye merak ediyorsunuz.

Çok basit, çocuk yer değiştirmiş, inişe geçmiştir, önce başı ba­sene iner. Çocuk çıkışa hazırlanıyor demektir. Karnın içindeki or­ganlara yaptığı basıncı bu kez küçük basendeki idrar torbası ve ka­lın barsağa yapar. Fakat yukarıda da gördüğünüz gibi basen dar bir yerdir. Onun için, çocuk burayı geçmek için gerekli en iyi şekil ve açıyı alır. Önce toplanır ve mümkün olan en az yeri kaplamak için küçülür. Başı göğsüne eğilmiştir, çenesi buraya değer. Sırtı yuvar­laklasın kollar göğüs üzerinde çapraz durur. Kalçalar, karnın üze­rinde, bacaklar da kalçalar üzerinde çapraz durumdadır.

bakın.) Şimdi tamamen kendi çevresinde kıvrılmış, bükülüp yatan kü­çük bir kediye benzemektedir. Basene baş aşağı inmeden önce şek­lini değiştirir. Basenin girişi dar, yumurta şeklindeki çocuğun başı ise Düyüktür. Buradan rahatça geçmesi için çocuğun en uygun açı­yı ve şekli bulması gerekir. O zaman çocuk ne yapar? Siz, bir zey­tini dar ağızlı bir şeşeye sokmak iiçn nasıl sivri tarafını önce şişeye sokarsanız o da öyle yapar. Başının en sivri kısmı basenin en ge­niş yerine gelip dayanır.

Hazır olduktan sonra baş, üst boğaza girmeye başlar. Bu önem­li olay, sizde çok hafif ağrılara, kramp gibi ufak zorluklara yol açar ve yukarıda sözünü ettiğimiz hafifliği hissedersiniz.

Böylece çocuğun doğumunun yaklaştığını anlarsınız. Eğer bu ilk çocuğunuz ise 4 - 5 hafta içinde doğum olur (ikinci ise 15 gün içinde veya daha çabuk, bir gün sonra ve belki de 1 saat sonra olabilir).

Fakat bebek bazan basene o kadar sessiz iner ki bunu hisset­meyebilirsiniz. Merak etmeyin, doktorunuz yapacağı ilk muayenede bunu anlar ve size doğumun tarihini söyler.

Haftalar geçmekte, çocuğunuz daha az hareket etmektedir. Do­ğum tarihi yaklaşıyor, kendinizi daha ağırlaşmış ve yorgun hissetti­ğiniz halde, birden bir enerji gelir üzerinize. Evde yapılacak ve ha­zırlanacak birçok iş bulursunuz. Bu iyi bir işarettir, çocuk gecikme­yecek demektir.

Doğum Evreleri Resimlerle Doğumun Aşamaları

tmpeabf-1.jpg

Çocuk dünyaya gelmek için kemikten bir huniden geçer: Buna basen denir. Basen, kenarlara doğru ka­nat gibi açılan iki kalça kemiğinden meydana gelmiştir. Ön tarafta (kasık kemiği) iki uç bir eklemle bir­leşir. Burası geçidi genişletmek için 2 cm. kadar aralanır. Arkada üçgen şeklinde kuyruk sokumu kemiği, omurganın sonunda yer alır ve sivri bir şekilde, coccyx kemiği ile son bulur. Bu son kemik de doğum sıra­sında geçidi 2 cm. kadar genişlet­mek için açılır. Yandaki şekil huni­nin ancak geniş kısmını ve boğazın girişini gösteriyor (üst boğaz). Bo­ğazın çıkışı kısmen gözükmektedir. Altta bu duruma çok uyan bir huni resmi bulunmaktadır.

tmpeabf-3.jpgKaslar kemiklere yapışmış durumda olup basenin çıkışını kaparlar. Bu kasların içindeki bir delik vaginaya açılır. Çocuk kemikli basenden çıkıp bu kaslardan meydana gelmiş yumu­şak basene gelir. Çocuğun burayı aş ması için bir kazağın boynu gibi es­nek olan vaginanın genişlemesi ve yavaş yavaş çocuğun başının bura­dan çıkması gerekir. Altta benzetme şeklini görüyoruz. Yukarıda vagina ağzı yuvarlak bir delik olarak göste­rilmiştir. Aslında burası bir yarık gi­bidir, doğumda yavaş yavaş yuvarlaklaşır ve açılır.

                                                     BEBEK YOLA ÇIKIYOR

Doğum başlamadan önce, çocuğun başının alt kısmında görülen rahim yolu kapalıdır. Rahim şişirilmiş yumurta biçimi bir torba gi­bidir. Çocuğu kaplayan zarlar rahimin dip taraflarına yapışmıştır. Noktalı kısım kasık kemiğidir.

tmpb2cf-1.jpgGenişlemenin ilk safhası. Rahim yolu şekli­ni değiştiriyor. Biraz sonra bu yol rahimden farkedilmeyecektir. Çocuğun başının altmda zarlar ve amniotik sıvı (sular) dışarı çıkma­ya başlıyor. Çocuk inişe geçmiştir.

Genişleme tamamlanmıştır. Rahim bir torba gibi yavaş yavaş açılmış, su kesesi yırtıl­mıştır. Rahim ağzı 11 cm. çapında genişle­miş, çocuğun başı buraya girmeye başlamış­tır. Basenden çıkması için başını 90 derece çevirmesi gerekir. Şekilde bu hareket baş­lıyor.

                                                                   DIŞARI ATILMA

tmpb2cf-2.jpg

Çocuğun başı ile birlikte vücudu da dön­müştür. Çocuk inmiş, başı yumuşak base­ne gelmiştir.Vagina ve vulva onun itişiyle, genişlemiştir. Vulva son haddine kadar açılmış, apış ara­sı uzamıştır. Önce çocuğun başının üst kıs­mı gözükür, sonra alın, burnu ve çenesi çı­kar ortaya. Nihayet baş tamamen görünür. Yüz yatağa dönük durumdadır. Doktor çocuğu yana çevirir ve omuzlarını çıkartır. Doğumdan sonra yme doktor göbek kordonunu keser. Son ve zarlar 3. safhada çıkarlar (kurtulma).

Çocuğun dünyaya gelmek için:

 Basene inmesi, üst boğaza gelmesi,

 Baseni geçmesi, kemikten kanalın girişinden çıkışına kadar olan yolu aşması,

 Basenden kurtulması, alt kanalı geçip vulvanın çevresindeki kas­ları zorlayarak aşması gerekir.

Aşılacak Engeller

 Çocuk (su) denen amniotik bir sıvı ile çevrili­dir. Aynı zamanda iki ince zar bir torba gibi onu kaplar. Çocuk gö­bek kordonu ile sünger gibi olan son’a bağlıdır. Son, çocuğun bes­lenmesi ve soluk almasını sağlar. Çocuk torbanın içinde, kaslardan meydana gelmiş armut şeklindeki rahimin içindedir (armudun sapı aşağıya doğrudur). Vaginaya açılan rahimin uç tarafı 3 veya 4 cm. kadar uzunluktadır. Buradaki ince kanalın çapı birkaç milimetredir.

Çocuğun rahimden çıkması için :

Önünde geçebileceği kadar genişlikte bir yolun açılması, rahim boynunun çok genişlemesi ve çocuğu saran zarların yırtılması, ço­cuğun vaginaya girmesi, vulvayı aşması ve dışarı atılması gerekir. (Bu arada çocuk baseni geçer, fakat onun kemikten kanallarıyla doğ­rudan doğruya temasta değildir. Çünkü önce vagina, sonra da vul­vanın teşkil ettiği bir çeşit koruyucu içinde bulunur.)

Doğumun başlangıcından biraz sonra rahim boynu genişler ve açılır. İkinci dönemden sonra çocuk dışarı atılır. Bu iki devre arasın da çocuk yola koyulur, iner ve dışarı çıkar.

Tabii ki bu değişik işlemler, aralarında birleşir, birbirini izler ve­ya kaynaşırlar.

Doğumdan Önce Vücudunuzla İlgili Bilmeniz Gerekenler

 ŞANDA ÇOCUĞUNUZ rahim içinde, karın kısmında bulunmak­tadır. Kaburga kemiklerinizin altından başlayarak onu hisse­dersiniz.

Karından çıkması için çocuğun aşağıya inmesi ve anatomi uz­manlarının basen dedikleri kısmı geçmesi gerekir. Takip edeceği yol bir çeşit tünel gibidir. Fakat bu tünel her yerde aynı büyüklükte ve şekilde değildir. Kenarlarını önce sert kemikler, sonra da yumuşak kaslar teşkil eder. Onun için basen iki bölüme ayrılmıştır: Birincisi geniş ve sert kemikli, ikincisi esnek ve dar olan yumuşak bölüm.

önce, şeklini biraz sonra göreceğiniz kemikli bölümü ele alalım. Bu bölüm dört kemikten meydana gelmiştir: Kuyruksokumu kemiği (sacrum), bunun ucundaki kemik (coccyx) ve iki kalça kemiği. Bü­tün bu kemikler aralarında eklemlerle birbirine bağlıdır. 

 Sırta, birbirine yapışık dört küçük omurdan meydana gelmiş olan coccyx’in üç tarafta yer aldığı kuyruksokumu kemiği (bu kemik de beş omurun birbirine kaynamasından meydana gelmiş olup üçgen şeklindedir).

Yanlarda iki kalça kemiğinin kanatları (uçlarını, elinizi kalçanı­za bastırarak hissedebilirsiniz.)

Önde, birbirleriyle bağlantılı olan kalça kemiklerinin kolları. Bun­lar kasık kemiğini meydana getirirler (vulvanın üstünden bastı­rarak bu kemiği de hissetmek mümkündür). Yukarıdan bakıldığı zaman basen bir huniye benzer. Bu huninin en geniş yeri kalça kemiklerinin kanatları hizasındadır. Kuyrukso­kumu kemiğinin üst bölümüne büyük basen denir. Çok dar olan hu ninin boğazı kasık kemiği hizasında olup küçük basen adını taşır. Büyük baseni geçmesi için çocuk özel bir güç harcamaz. Bu bölüm­de çocuk rahat hareket eder, kemikler onu sıkmaz. Fakat büyük ba­senden sonra çocuk küçük basenin dar geçidi ile karşılaşır. Burada çocuğun çevresini gerçek bir kemikten kuşak sarar ve çocuk ancak geçebilecek bir yol bulur. Huni burada daralmış ve boğaz şeklini al­mıştır. Küçük baseni geçiş, doğumun en hassas zamanıdır. Girişe üst boğaz, çıkışa da alt boğaz adı verilir.

Tabiatın hazırlıkları

Aşılmaz gibi görünen küçük Şasenin meydana getirdiği bu ke­mikten tüneli geçmek için, zamanı gelince çocuk en uygun şekli bu­lacak ve ilerde göreceğiniz gibi buradan geçecektir. Bu arada tabi­at çocuğa yardımcı olur; kemikten tünel genişler ve çocuğun başı aradan kurtulur. Şimdi bu olayın nasıl geliştiğini görelim.

Önce basendeki dört kemiğin aralarındaki eklemler gevşer. Bu gevşeme hamilelik sırasında olur, fakat son günlerde daha da be­lirli bir duruma girer.

Kuyruk sokumu kemikleri daha da oynaklaşır ve çocuk buraya geldiğinde, bir subap gibi açılırlar. Bu hareket, alt kanalın çapının 2 cm. kadar genişlemesini sağlar. Tabiatın diğer bir tedbiri de ço­cuğun başındaki kemikleri tamamen sertieştirmemesi ve kaynatma-masıdır. Çocuğun en geniş yeri olan başı yumuşak kalır ve geçece­ği dar tünele göre şekil alır.

Üç kısımlık bir yolculuk

Yumuşak basen, kemikli basenin ağzını kapatır, aynı zamanda basen kemikleri üzerinde tutunmuş olan kaslardan meydana gelir. Bu kaslar birbirlerine ince dokularla bağlı olup kemikli basenin dip tarafını kaplarlar. Huninin deliği kalın bir kauçuk yaprakla kapanmış gibidir. Kasların ön tarafında bir delik bulunur, bu rahim ağzı veya vulvadır. Gerideki, diğer delik ise kalın barsak çıkışı veya anüsdür. Rahim ile anüs arasında apış arası kasları bulunur.

Kemikli tünelden geçen çocuğun başı apış arasına basınç yap maya başlar. Tek çıkış imkânı, rahim ağzını açılmaya zorlamasıyla gerçekleşir. Bunu, boyunlu bir kazaktan başını geçirmeye uğraşan kimseyi gözünüzün önüne getirmekle anlayabilirsiniz. Fa­kat vulvanın kenarları çok esnektir ve çevresi rahatça genişleyebilen kaslarla çevrilidir.

 


www.baltictop.com - Free Counter and web stats Vote für uns auf der .:.:: Fun Topliste ::.:. arkadas TOPlist Genç Toplist | Pr:4 Toplist | Site Ekle |  Toplist | Link Ekle | Hit Kazandıran Toplist Saglik linkcenneti.com
Lider100.ComSohbet sohbet

SiteEkle.Web.Tr

toplist
..:: Photoshop Board ::.. - Topliste Toplist

SiteOfisi

web portal

fermuar