Hamilelik ve Aids PDF Yazdır e-Posta

GEBELİK ve AİDS

HlV'in neden olduğu kazanılmış immun yet­mezlik sendromu (Acquired Immune Deficieny Syndrome=AlDS), günümüzün en büyük sağlık sorunlarından biridir.

HIV, çok sayıda imminolojik fonksiyonları olan lenfositlere karşı patolojik etkisi olan bir virüstür. HlV'in lenfositleri tutması ile bireyde ilerleyen bir immün yetmezlik tablosu gelişir. HIV enfeksiyonu üzerine yapılan çalışmalar hastalı­ğın, aseptomatik boyuttan ciddi immün yetmez­lik, fırsatçı enfeksiyon ve kanser gibi hayatı tehdit eden boyuta varan çok geniş bir yelpazesi ol­duğunu göstermiştir.

Hastalık ciddi bir fırsatçı enfeksiyonda HlV'in pozitif olduğu durumlarda teşhis edilir. 1993 de U.S.A' da 339.250 AİDS vakası rapor edilmiştir. Bu rakamın %11'ini kadınlar, %1.4'ünü pediatrik vakalar teşkil etmiştir. Pediatrik vakaların %88'i, AİDS'li anneden doğan çocuklardır.

Kan, semen, vajinal mayi ve anne sütünde bulunan HlV'de hastalığın geçişi bu vücut sıvıla­rı ile sağlanır. Bununla birlikte virüs idrarda, terde, serebrospinal mayide, lenf nodlarında, be­yin dokusunda ve kemik iliğinde de ayrıştırılmıştır. HIV, sırası ile en çok homoseksüel ilişki ile, I.V uyuşturucu kullanımı sırasında, enfekte enjektör ile, normal heteroseksüel ilişki ile, kan ve kan ürünleri transfüzyonu ile ve organ trans­plantasyonu sırasında bulaşır. HlV'in prenatal geçişi plasental yolla, doğum sırasında kan yolu ile ve postnatal dönemde anne sütü ile olmak­tadır.

Virüs ile enfekte olan bir kişide gelişen anti­korlar ELİSA (Enzyme-Linked İmmunosorbenf Assay) testi ve onu doğrulayacak Wester Blot testi ile tespit edilir. Antikorlar genellikle virüs alındıktan 6-12 hafta sonra tespit edilebilir. Bazı nadir durumlarda latent periyot daha uzundur. Asemptomatik periyot değişik uzunlukta ola­bilmektedir. U.S.A deHİV pozitif olan 1-1.5 milyon insanın asemptomatik oldukları ve AİDS en­feksiyonunun alınmasından gelişmesine kadar ortalama 10 yıl geçtiği tahmin edilmektedir.

Gebeliğe Etkisi

Yapılan çalışmalarda HIV enfeksiyonunun gebelikte preterm eyleme ve prematuriteye neden olduğu, doğumdan sonra ise endometritis riskini arttırdığı rapor edilmiştir. AİDS'in komplikasyonları olan özafagal kandidiyazis ve herpes simpleks virüsü, kadınlarda erkeklerden daha fazla görülmektedir. Human papilloma virüsü ve alt genital organ neoplazilerinin de AİDS ile ilişkili olduğu bildirilmektedir.

Seropozitif annelerin bebeklerinde HlV'in görülme oranı %65 dir. Enfekte infantlar genellikle doğumda asemptomatiktirler. Doğumda pozitif antibodiye sahip olan yenidoğanlarda bu durum, intrauterin hayatta anne antibodilerinin pasif transferini gösterir. Bu yenidoğanların yarısından çoğu anneye ait antibodilerini ilk 15 ayda kaybederler ve asemptomatik kalırlar. Enfekte yenidoğanların doğumda gebelik yaşları küçük olur. Gebeliğin erken aylarında enfeksi­yonla karşılaşan yenidoğanlarda mikrosefali, çıkıntılı alın, düz burun köprüsü gibi fasial özel­likler göze çarpar. Bu infantlarda ölüm hızı yük­sektir.

Yenidoğanda AİDS belirtileri büyümede yetersizlik, hepatosplenomegali, interstisyel lenfositer pnomoni, tekrarlayan enfeksiyonlar, immune yetmezlik ve nörolojik anormallikler olarak ortaya çıkar. AİDS'li çocuklarda tekrar­layan bakteriyel enfeksiyonlara sık rastlanır.

Enfekte çocukların prognozu kötüdür, ilk 6 ayda klinik belirti veren enfekte çocukların yaşam sü­resi bir yaşın üstüne çıkmaz, Gelişmede gecik­me ve kazanılmış becerilerin kaybı ile karakterize ensefalopati, AİDS'li çocukların %50-90'nında görülür. Tedavinin, merkezi sinir sisteminin etkilenmesini ne kadar önlediği henüz tanımlanmamıştır.

Tedavi ve Bakım

Antenatal bakımın amacı, AİDS yönünden kadının risk altında olup olmadığını tanımlamaktır. Risk altında olan gebelere HIV antibodi testi uygulanmalı, anneye AİDS'in kendisini ve fetusu nasıl etkileyeceğine ilişkin danışmanlık hizmeti verilmelidir. Gebeliğinin devamına karar veren kadınların, psikososyal yönden özel olarak desteklenmeye ihtiyaçları olacaktır.

HIV ile enfekte kadınlarda tbc, sitomegalovirüs, toksoplazma gibi seksüel geçişli hastalıklar ve servikal displazi çok görülen durum­lardır. Anne bu patolojiler yönünden de değer­lendirilmeli ve tedavi edilmelidir. Hepatit B hika­yesi olmayan gebelerin, doğum öncesi dönemde hepatit B aşısı olmaları önerilir. Buna ek olarak anemi, trombositopeni ve lokopeniyi ortaya çıkarmak amacı ile her visitte trombosit ve tam kan sayımı gibi rutin testlerin de yapılması iste­nir. HIV'li kadınlarda hastalığın seyrini izlemek için serolojik değişiklikler düzenli olarak değer­lendirilir. Bu değerlendirmelerde antiviral ilaç te­davisi reçete edilebilir. Bu ilacın ilk trimestirde kullanılması fetusa etkisi bilinmediği için doğru değildir.

Her prenatal kontrolde HIV enfeksiyonu, komplikasyonları açısından değerlendirilmelidir. Bu komplikasyonlar ikinci ve üçüncü trimestirlerde kilo kaybı ya da ateştir. Ağız mantar enfek­siyonunun belirtileri yönünden gözlenir, akci­ğerler pnomoni bulguları açısından, lenf nodları, karaciğer ve dalak büyüme açısından değer­lendirilir. Toksoplazmozis retinitis komplikasyonuna karşı her trimestirde göz muayenesi ve fundoskopik muayene yapılmalıdır.

HIV'li gebelikler asemptomatik olsa bile yük­sek risk taşırlar. Bu nedenle fetus yakından izlenmelidir. İntrauterin gelişmeyi izlemek için haftalık olarak yapılan nonstres testine 32. gebelik haftasında başlanmalıdır.

Doğum eyleminde temel amaç, eylem sıra­sında infantın HlV'e maruz kalmaması için önlem almaktır. Membranların açılmasından sonra vajinal muayene ve vakum gibi zedeleyici işlemler­den kaçınmalıdır.

HIV pozitif kadınlarda doğum eylemi sıra­sında ve doğum sonunda kanama ve enfeksiyon riski artmıştır. Bunun yanında yara iyileş­mesinde gecikme ve genitouriner enfeksiyon riskleri de yüksektir. Bu nedenle bu gebeliklerin dikkatli izlenmeleri ve erken tanı ve tedavilerinin yapılması gerekir.

Kontaminasyonun Önlenmesi

Hemşire AİDS'li doğumlarda personeli, diğer hastaları ve aileyi AİDS'den korumada önemli bir görev üstlenir. Özellikle kan ve vücut sıvılarının kontrol edilmesinde aşağıdaki rehbere uyul­malıdır.

1-  Hastanın mukoz membranları, bütünlüğü bozulmuş derisi, vücut sıvıları ya da kanı ile teması gerektirecek bakım ve tedavi işlem­lerinde atılabilir eldiven kullanılmalıdır. (Bu işlemler; pedlerin değiştirilmesi, yara temiz­lenmesi ve sarılması, I.V uygulanması ya da kan almadır).

2-  Hastaya bakım verdikten sonra eldivenler çıkarılmalı ve eller başka bir hastaya bakım vermeden önce dikkatlice yıkanmalıdır.

3-  Eldivenden başka plastik önlük ve yüz ve göz koruyucuları, vücut sıvılarının sıçraması muhtemel durumlarda giyilmelidir. (Bu durumlar; amniyotomi, vajinal muayene, doğum sırasıve yenidoğanın aspirasyonu ve bakımını kap­sar). Gözleri korumak amacı ile gözlük kullanıldığında işlem sonrasında su ve sabunla yıkanmalıdır.

4-  Doğumda yenidoğan atılabilir sonda yada puar ile aspire edilmeli ya da merkezi aspira­törde basıncın düşük olmasına dikkat edilme­lidir.

5-  Resusitasyon sırasında da benzer önlemler alınmalıdır.  

 
Sağlık ve Tıp