Sezeryan Nedir? Nasıl Yapılır?

Yüz yıl öncesine kadar çocuk normal yoldan doğarken ortaya çıkan bir zorluk yüzünden, forseps’in yardımıyla bile annenin veya çocuğun hayatı tehlikeye girebiliyordu.

O zaman sezaryen ameliyatı yapılıyor, fakat iyi sonuçlandığı pek az görülüyordu. Sezaryende ölüm oranı 29/30′du. Son 40 yılda bu ameliyat tehlikesiz bir şekilde, başarıyla gerçekleşmeye başladı. Sezaryen kelimesi Romalılardan gelir. Bu kelime ölen annenin karnı açılarak çocuğun alınması anlamına gelir. 16. yüzyıldan önce ameli­yat canlı bir kadın üzerinde denenmemişti. 1500 yılında İsviçre’de Jacques Nufer adlı bir domuz yetiştiricisi, karısının doğuramayıp öl­mek üzere olduğunu görerek hayvanlarına yaptığı ameliyatı karısına yapmıştır. Ameliyat başarılı olmuştur. Bundan 40 yıl kadar sonra da İtalyan operatörü Christiforo Maini, bu ameliyatı tatbik etmeye baş­lamıştır.

Bugün sezaryen ameliyatı % 99 başarılı olmaktadır. Kan nakli ve antibiyotikler sayesinde sezaryenin iki düşmanı, kanama ve mik­rop kapma ortadan kaldırılmıştır.

Ameliyat doktor tarafından doğum başlamadan veya doğum sı­rasında normal yoldan doğumun imkânsızlaştığı veya anne ya da ço­cuğun hayatı tehlikeye girdiği zaman tatbik edilir (çok dar basenler­de, önemli dış ve iç kanamalarda, zehirlenmelerde, çocuğun ters ge­lişinde, çok hafif kasılmalarda vs.). Sezaryen karnı ve rahimi ke­sip açılan yerden çocuğun alınmasıdır. Doğumu yapacak kadın ba­yıltılır ve ameliyat 45 dakikadan bir saata kadar sürer. Sezaryen o kadar çok yapılan bir ameliyattır ki sizde yapılması gerekirse endi­şelenmenin hiç gereği yoktur.

Halk arasında bir sezaryeni diğer sezaryen izler diye bir deyim vardır. Bu kısmen doğrudur. İlk ameliyata basen darlığı yüzünden ka­rar verilmişse, neden değişmediği için ikincide de buna lüzum görü­lür. Fakat, ani bir kanama veya zehirlenme yüzünden sezaryene başvurulmuşsa ikinci kere de aynı ameliyatın yapılması gerekmez.

Bazı kadınlar, bir sezaryenden sonra çocuklarının olmayacağını, ikincide ölebileceklerini zannederler. Bu tamamen yanlıştır. Birçok kadın her keresinde sezaryenle alınan 3 çocuk doğurmuştur. Fakat şu da var ki üç sınırdır. Annenin rızasını alarak, doktor son çocuk­tan sonra rahim borularını diker ve kapatır, böylece yeni bir hamile­liği önlemiş olur.

Biz burada, doğumda ortaya çıkacak zorluklardan ve alınacak tedbirlerden bahsettik. Maksadımız sizi endişelendirmek değil aydınlatmaktır. Doğumu bitirmek için doktorun yaptığı müdahate tehlikeli değildir. Tersine tehlikenin önlenmesi için bu müdahaleye lüzum gö­rülmüştür. Sezaryen ameliyatı ve forseps kullanılması günlük olaylar arasına katıldığından bu yana, anne ve çocuğun ölüm oranları son derece azalmış bulunmaktadır.

Onun için endişelenmeyin, normal bir doğum yapma şansınız çok büyüktür. İsterseniz doğumunuz ağrısız da olabilir. Herhangi bir zorluk çıktığı anda unutmayın ki size her türlü yardımı sağlayacak, size hayat dolu bir yavru kazandırmak için çalışacak bir doktorun elleri arasında bulunuyorsunuz.

Vakum

Boşluk yaratarak çekme anlamına gelen vakum, çocuğu dışarı çeken yumuşak bir vantuzdur. Vantuz çocuğun başına tatbik edilir ve kasılma anında dışarı atılma işini kolaylaştırmak için çocuk yavaş yavaş dışarı doğru çekilir. Bu metodun avantajı, doğumu daha ça­buk bitirmek için anneye anestezi yapılmadan tatbik edilmesidir. Vantuzun çekişi rahim kasılmalarına ve annenin çocuğu itmek için harcadığı güce yardımcı olur.

Forseps

Birçok çocuğun dünyaya gelmesini sağlayan bu aletin me­raklı bir hikâyesi vardır. Ağır borçlarından kurtulmak isteyen doktor Hugh Chamberlen büyük bir para karşılığı Roger Roonhuysen adlı bir Hollandalıya ailesinin yüz yıldır sakladığı sırrı satmaya karar ver­di. Bu sır kıskaç biçiminde bir aracın resmiydi. Geciken çocuğu bir an önce doğurtmaya yarıyordu. Büyük baba Peter Chamberlen «de­mir eller» adını verdiği bu aleti bulmuş, oğulları da bunu başkalarına göstermekten özenle kaçınmışlardı.

Fakat para sıkıntısı baş gösterince torunlarından biri kıskacı or­taya çıkardı. Önce 1670′te meşhur doğum uzmanı François Mauriceau’ya gösterdi. Aracın denemesi yapılırken kötü bir talih eseri çok dar baseni olan kadın öldü. Mauriceau kıskacı satın almaktan vazgeçti. Bunun üzerine Hugh Chamberlen Hollandalıya teklif etti, o da satın aldı. Fakat araç yaygınlaşmadı. 70 yıl sonra Hugo de Poll forseps’i halkın hizmetine soktu. Bu tarihten sonra Chamberlen’in kıskacı birçok değişikliklere uğradı ve günümüzde rahatlıkla kullanıl­maya başlandı. Doktorlar çocuğun veya annenin çıkarına doğumu bir an önce bitirmek için forseps’i kullandılar. Kıskacın iki ucu tek tek ve ayrı ayrı içeri sokulur, çocuğun başı yakalanır. Sonra birbirine kenetlenen iki uç yavaş yavaş çocuğu dışarı çeker. Forseps, geniş­leme tamamlanıp çocuğun başı tutulacak duruma girince tatbik edi­lir. Forseps’in kullanılması bir tehlike yaratmadığı halde çocuğun dı­şarı atılmasında zorluğa yol açar, anne veya çocukta yara açılması­na sebep olabilir. Doğumun normal bitme şansı az da olsa yine de forseps kullanılmaz.

Rahim Kasılmaları ve Doğum

Doğum, kasılmalara bağlıdır. Bunlar çok hafif veya çok kuvvetli olursa doğum zorlaşır. Çok hafif kasılmalar rahimin fazla gerilme­sinden meydana gelir (birden fazla hamileliklerde çocuğun ters gel­mesinde veya aşırı şişmanlıklarda). Bu durumlarda enjeksiyonla ka­sılmalar kuvvetlendirilir. Çok kuvvetli kasılmalarda ise rahim boynu genişlemez, rahim iyice kasılır, fakat tamamen gevşeyemez. Böylece ağrıyla birlikte anne kuvvetli bir kramp hisseder. Kuvvetli kasılmalar antispazmotik ilaçlarla ayarlanır. Fakat ilaçlar her zaman doğumun normal bir şekle girmesini sağlayamaz. Doktor gerekli gördüğü za­man elindeki değişik aletleri kullanma yoluna gider: Bunlar vakum ve forseps’dir. Bir üçüncüsü de sezaryen ameliyatıdır

Dar Basenler ve Doğum

Bazı kereler basen çocuğun geçebilmesine imkan vermeyecek kadar dardır. Bu durum iki şekilde meydana gelir.

 Çocuğun başı çok büyüktür.

 Basen, çocuğun başının geçmesi için gerekli büyüklükte bir geçide sahip değildir.

Basenin kemikleri iyice gelişmemiştir (raşitizm) veya bozuktur (çıkık, koksalji, vs.). Doğumda meydana gelebilecek bütün bozukluk­ları önlemek için doktorunuz son muayenelerde basenin ve çocuğun ölçülerini alır, gerekli görürse bir radyografi ister. Eğer çocuğun ba­şı ile basen arasında bir dengesizlik görürse doğum başlamadan ön­de sezaryen ameliyatına karar verir. Basenin dar olmasına rağmen doğumun normal bir şekilde cereyan edeceğine karar verirse doğu­mun başlamasını bekler. Çoğu kere doğum müdahaleye baş vurma­dan biter.

Bebeğin Ters Gelmesi

Doğumda çocuk % 95 basene baştan gelir. Bu normal bir du­rumdur. Çocuğun önce baş taraftan basene inişini açıklamak için birçok fikirler ileri sürülmüştür. Aristo ağırlık ve yer çekimi kanunu­nu, Ambroise Parâ içgüdüyü ileri sürüyor. Bugün, başın, vücudun en ağır kısmı olmasından ilk söylenenin büyük rol oynadığı, fakat sadece bundan dolayı böyle olmadığı biliniyor. İçerdeki düzen de yardımcı­dır bu duruma, rahimin üst kısmı daha geniştir. Çocuk kalça ve ba­caklarını karın üzerinde topladığı zaman en geniş kısmı alt kısmıdır. Tabii olarak bu geniş kısmı, rahimin en geniş yeri olan üst tarafa yerleştirilir.

1/250 oranında çocuk, başını arkaya atmış olarak, yani önce yüzü görünecek şekilde gelir. Pek ender olarak da bazılarına göre 1/1000, diğerlerine göre 1/5000 olarak çocuğun başı dik yani ilk ön ce alnı görünecek şekilde gelir. (Bunlara çok dar rahimlerde, çok kı­sa göbek kordonu olanlarda ve 1/4 oranında bozuk şekilli basenler­de rastlanır.)

Diğer bir durum çocuğun ters gelişidir. Bu şekil erken doğan bebeklerde daha sık görülür. 7 aylıktan önce doğanlarda 1/30, zama­nında doğanlarda ise 1/60 oranında görülür. Çünkü, ancak 8-8,5 ay­lıkken çocuğun başı rahimin alt kısmına yönelir.

Doğumun tam tarihine yaklaştıkça tersten gelmeler azalır. Bazan çocuk uzunlamasına değil de enlemesine gelmeye çelişir,

Omuzların Önce çıkmak istediği bu durumda doğum imkansızlaşır. Hamilelik sırasında dıştan, elle yapılan basınçlarla çocuğun durumu düzeltilir. Karın üzerinden bastırılarak çocuğun uzunlamasına gel­mesi sağlanır. Fakat bu, ancak daha önce çocuğu olan kadınlarda mümkün olur.

Doğum sırasında ise, anestezi yapılarak, genişleme tamamlan­dığı an doktor elini rahime sokup çocuğu çevirir. Başka türlü olursa bir sezaryen ameliyatı gerekir.

Doğum Süresi

Doğum süresini pek çok şey etkiler.Fakat istatistikler yine de bize bir fikir verebilir: Bir kadın ilk çocuğunu ortalama 8-9 saatta dünyaya getirir, ikinci çocuğunu 6 satta yani 3 saat daha erken doğurur. İkinci doğum daha kısa sü­rer, çünkü rahim ve vagina önceden bir kere genişledikleri için yeni genişlemede daha az direnç gösterirler.

Size doğum süresi hakkında bir fikir verebilmek için 8 saat sü­ren bir doğumu örnek verdik. Bu rakamların binlerce doğumdan çı­kartılan bir ortalama olduğunu unutmayın. Çok ender olmakla bir­likte bazı kadınlar ilk çocuklarını 4 saatta dünyaya getirirler. Diğer bazıları da 15-20 saatta doğurabilirler. Fakat bu, bazılarının doğum­ları diğerlerine oranla daha kolay geçiyor demek değildir. Sadece birincilerde kasılmalar daha kuvvetli, yakın ve etkili olmuştur. Şu da bir gerçektir ki son yirmi yıl içinde tıp doğumda büyük ilerleme­ler kaydetmiş, norma! bir doğumu 3 saata indirmiştir.

Rahim boynunun genişleme dönemi en uzun olanıdır. Bütün do­ğum süresinin onda dokuzunu kapsar. İlk çocuk için 7-8 saat, ikin­ci çocukta 4 - 5 saat sürer.

Dışarı atılma işi, 1 -1,5 saat birinci çocuk için, yarım saat da ikinci çocuk için sürer. Bazan ikinci doğumda genişleme tamamla­nır tamamlanmaz çocuk dışarı atılır.

Doğum süresini kısaltan veya uzatan unsurlar şunlardır:

Çocuğun büyüklüğü: 4 kiloluk bir çocuk 3 kiloluktan 2-3 saat daha geç doğar. Çocuğun gelişi: Ters gelen bir çocuk, baştan gelenden daha geç doğar.

Kadınlarda değişen kasılmaların gücü ve aralıkları: Yaş: 40 yaşında bir kadının doğumu. 25 yaşındakinden daha

uzun sürer. Birincide kaslar daha az esnek olduğundan uzamak için daha çok zamana ihtiyacı vardır. Bu nedenle çok genç olmayan ka­dınlarda apış arasını yumuşatan hareketlerin yapılması öğütlenir.

Fakat 40 yaşına yaklaştığınız ve ilk çocuğunuzu beklediğiniz için doğumun daha zor olacağını sanmayın. İstatistiklerin ispatladı­ğı gibi her şeyin gayet normal geçmesi için büyük şansa sahipsiniz

Doğum Odası

Birinci sahne odanızda geçtiği halde ikinci ve üçüncü, sahneler doğum ve kurtuluş— doğum odasında geçerler. Sizi buraya geniş­lemenin son kısmında getirirler. Kapıda kocanız sizi bırakır. Bir ko­canın bu kapıdan içeri girme hakkı yoktur (bazı özel durumlar hariç).

Şimdi, arkasında olup bitenlerden merak ve heyecan duyduğnuz bu kapıyı açalım ve odaya bir göz atalım. Görünüş sizi korkut­masın. Bütün bu araç ve gereçler bir ameliyat odası havasını verir. Fakat yapılan ameliyat bir mucizedir, kendi kendine cereyan eder. Aletler bir tedbir olarak, tabiata yardım etmek için burada bulunmak­tadır. Sizi özel bir, yatağa, doğum masasına yatırırlar. Bebeğinizi ışı­ğa doğru daha iyi itmek için ayaklarınızı üzengilere, ellerinizi de yan­lara koyarlar. Böylece istenen gücü sağlamak için en rahat şekle gir­miş olursunuz. Uzanmış olarak doğurmak en normaldir. Önceleri Fransa’da kadınlar, ortası bebeğin geçmesi için delik bırakılan bir koltukta doğururlardı.

odada, doğuma yardım edecek 2-3 kişi bulunur. Birincisini si­ze tanıtmanın gereği yok, bu kişi iyi tanıdığınız doktorunuzdur. He­yecanlı iseniz onun odada bulunuşu sizi sakinleştirir. Ona güvenir­siniz. Hamilelikten beri sizi iyice tanımaktadır. Sağlığınızı, kalbinizin dayanacağı anestezi şeklini, ciğerlerinizi ve ne istediğinizi hep bilir. Çocuğunuzun durumunu ay ve ay izlemiştir; boyunu, duruşunu, vs. bilmektedir.

Şimdi yanınızda doğuma yardım etmek için çalışmaktadır. Çocu­ğun durumundan sizi haberdar eder. Ne zaman kasılacağınızı, ne za­man gevşeyeceğinizi size söyleyip kuvvetinizi idare eder. Çocuğun kalp atışlarını devamlı denetler. Gerekirse size oksijen verir (doğum­da çok oksijen yakarsınız). Kasılmalar yetersiz veya anormal olursa kuvvetlendirici bir ilaç, çok kuvvetli ise normelleştirici (antispazmotik) bir ilaç verir. Cok sinirli İseniz bir sakinleştirici, ağrılar çok fazla ise veya herhangi bir zorluk meydana çıkınca bir ağrı dindirici (analjezik) verir. Gördüğünüz gibi doktorunuz her türlü tedbiri alarak doğumun en iyi şekilde geçmesini sağlamaya çalışmaktadır. Fakat yine de zihninizin bir köşesinde bir endişe vardır. Doğum sizin için olağanüstü bir olaysa, doktorunuz için günlük bir mucizedir; günde 4 - 5 kere, bazan daha da sık böyle olaylarla karşılaşır.

Bazan doktor yerine sizi bir ebe doğurtabilir. Ona da güvenebi­lirsiniz. Belki o da bir annedir ve bu işi iyi bilmektedir. Gerekirse o da bir doktora baş vurabilir. 16. yüzyılda bir doktor doğum yaptıra­maz, hatta doğumda bulunamazdı bile. «Doktorlar, Şeytanlar ve İlaç­ları» adlı kitabında Hovvard Haggard, Hamburg’lu bir doktor olan VVertt’ten bahsediyor. 1552 yılında doktor Wert bir doğumda bulun­mak için kadın kılığına girmişti. Cezası canlı canlı yakılmak oldu. Fransa’da 18..yüzyılda kadınlar daima ebelerin yardımı ile doğurur­lardı. Yavaş yavaş doktorlar doğum yaptırmaya başladılar. Ebeler de, tek başlarına doğum yaptırmasalar bile doktorların en iyi yardımcısı oldular.

Diplomalı bir hemşire ile anestezi yapacak mütehassıs doğum odasının yardımcı elemanlarıdır.

Hamileliğin Bitmesi Elveda hamilelik

Sizi saran uyuşukluk ve yorgunluk, son sahneden habersiz kal­manıza sebep olabilir. Rahimin içinde daha çıkacak olan yardımcı organlar vardır. Bunlar çocuğu saran ve o çıkarken yırtılan zarlar ve göbek kordonuna bağlı olan son’dur. Bu organlar çocuğa rahim içinde hayat sağlamışlardır. Fakat şimdi lüzumsuz hale geldiklerin­den onların da dışarı atılmaları gerekmektedir.

Çocuğun doğumundan sonra rahim kasılmaları durur. Fakat 5 ila 30 dakika süren durgunluktan sonra kasılmalar tekrar başlar. Bu seferkiler çok hafif ve ağrısız olur, faaliyet son’u dışarı atmak için­dir. Son’un dışarı atılması ufak tefek kanamalarla birlikte görülür. Cok normal olan bu kanamalar, son’u rahime bağlayıp şimdi kopan ince kan damarlarından meydana gelir. Yeni kasılmalar da 10.-15 dakika sonra son’un ve zarların dışarı atılmasıyla durur. Bazan doktor, kasılmalar çok hafif olursa rahimin üzerinden hafifçe bastırarak son’un ve zarların çıkmasına yardım eder.

Kurtuluştan sonra rahim eski şeklini almaya başlar. Uzamış olan dokular büzüşerek ince kan damarlarını kapatır. Kan durur, rahim tam göbeğin alt kısmından sert yuvarlak halini alır. Bunu siz de his­sedebilirsiniz. Doktor dışarı atılan organları inceler ve hiç bir par­çanın içeride kalmadığına iyice emin olur.

İçeride kalan parçalar mikrop kapmaya ve kanamalara yol açar. Ufak yırtıklar varsa doktor bunları diker. Doğum bitmiştir. Sizi oda­nıza götürürler,

Bebek Doğdu İlk Çığlık

Şu an doğum odasında bir kişi daha bulunuyor. Şimdilik yeni do­ğan bebeğe gereken yardım yapılırken rahim işin son rötuşları ya­pılmadan önce biraz dinlenir. Bundan sonra doktor göbek kordonunu bağlar ve keser. Bebek artık kendi başına kalmıştır. Daha sonra, sıvı ve yapışkan suyla karışık olan bebeğin burun ve ağzı temizle­nir. Birkaç saniye içinde çocuğun burun delikleri açılır, yüzü buru­şur, göğsü kalkar iner ve ağzı açılır. Hayatında ilk kez soluk almak­tadır. Ciğerlerine giren ve onları birdenbire genişleten havanın et­kisi ile bir çığlık atar.

Nihayet, gözlerine her türlü mikrobu önlemek için göz ilacı (kolir) damlatılır. Bu tedbir zorunlu olmadan önce yeni doğan çocukla­rın % 10′u gözlerinden mikrop kapar, bazan da kör kalırlardı.

Doktor çocuğu hemşireye verir. Hemşire çocuğun ilk temizliğini yapar.

Uyuyorsanız, bulunduğunuz odada yapılan bu ilk temizliği gör­mezsiniz. Hemşire bebeği ılık yağ veya su ve sabunla temizler, pud­ralar, tartar ve üşümemesi için hemen giydirir. Göğsüne veya eline bebeğin kimliğini gösteren bir bant yapıştırır ve getirdiğiniz kundak bezleri ile onu sarar. Böylece başkası ile karışmasına imkân kalmaz. Sonra hemşire bebeği götürür, babasına gösterdikten sonra küçük yatağına yatırır. Bazı kliniklerde kimlik kartı konmaz, bu durumda ya bir tane kendiniz getirin veya böyle bir kartın konmasını isteyin.